Bu gün 24 Kasım eski günlerdeki öğrenciliğim aklıma geldi de, kocaman bir off çektim derinlerden bir yerden. Ne günlerdi dedim kendi kendime, gittim o masum günlere hayallerde. Sanki ben değildim o küçük kız, hatırlamakta dahi zorlanıyorum şimdi, o küçük dünyamda türlü türlü heyecanları yaşayan, oynamak için teneffüs zilini dört gözle bekleyen sanki ben değildim, hiç yaşanmamıştı sanki o günler . Nasılda heyecanlanırdım, öğretmenime harçlıklarımdan biriktirerek aldığım o naçizane hediyeyi verirken, nasılda minik yüreciğim pıt pıt ederdi.

 

Öğretmenime duyduğum saygı ve sevgiyi bu günü fırsat bilerek elimden geldiğince göstermeye çalışırdım. Mümkün olduğunca çekingen tavırlarla nasıl davranacağımı bilemeden, karmaşık duygularla, kelimeler boğazıma düğümlenerek kısık bir ses tonuyla korkarak ve ürpererek “öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim” zor derdim. Ve daha sonra tek bir kelime dahi konuşamazdım, söylemek istediğim o kadar çok şey olurdu ama dilim bağlanırdı sanki, söylemek istediklerimi gözlerimden akıtırdım adeta. Yanlış bir kelime telaffuz etcem diye nasılda panik olurdum. Kurduğum cümleleri söylemeden önce defalarca tekrarlardım içimden ama kendimi hazır edipte bir türlü söyleyemezdim.

 

Tebeşirle karışık tahta kalem kokan sınıfımızı, kara tahtamızı, kırık çöp kovamızı ve arkaşlarımı çok özledim öğretmenim ama en çokta sizi özledim. Siz sınıfımızdaki yaşama sevinci, toplumdaki huzur, memleketimizdeki barış ve karanlıklardaki ışıktınız. Yeni nesil evet sizin eseriniz. Bu sözü şimdi daha iyi anlıyorum Atam çok güzel söylemiş. Bizler hayata sizin öğrettiklerinizle adım attık, iyiyi, kötüyü sizin kriterinizle öğrendik, taa ilkokul sıralarındayken. Şimdi hayata meydan okuyorsam, başım dimdik, ayağım yere sağlam basıyorsam sizin eserinizim ben.

 

Benim hayatıma yaptığınız rehberlik, yolumda ilerlerken doğru yolu bulmamda elimde bulunan pusula misaliydi adeta. Hayatımın akışında sizden öğrendiklerim yıllarca örnek alınan kalıplar olarak kaldı bende. Yanlış yapılarak doğrunun bulunacağını, sabırla beklemeyi, göz yaşı dökmenin önemini, yüzlerde açan minicik bir tebessümün ne kadar önemli olduğunu o günlerde öğrenmiştim.

 

Küçük köy okulunda, tahta kalem sivrettiğim zamanlarda, masum bir çocuk kalbimle yakalamış olduğum büyük bir tılsım var. Şu an bile izlerini taşıdığım ve hissedince gururlandığım tüylerimi ürperten bir tılsım. Öğretmenlere karşı ilkokul sıralarında otururken yakalamış olduğum eşsiz bir bağ, her anışımda farklı hisler taşıdığım tebeşir kokulu bir mazim var.

 

Şimdi daha iyi anlıyorum kutsal bir meslek olduğunu öğretmenliğin, daima iyiyi, güzeli, mükemmeli neden bizlere öğretmek için çaba sarfettiklerini daha iyi anlıyorum. Doğruluk, insanlık, güleryüzlülük gibi insana yakışan erdemlere ulaşmamız için bu denli verdikleri gayreti daha iyi anladım. Dünyanın en saygın mesleklerinin sahibi olan siz öğretmenlerimin önünde saygıyla eğiliyorum ve bundan şeref duyuyorum.


Yorumlar

Bu Köşe Yazısına Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz