MEVLİD KANDİLİ

25 Şubat 2010 Perşembe  gününü Cuma gününe bağlayan gece  Mevlid Kandili'dir. Mevlid Kandili Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)'in doğduğu gecedir. Bu mutlu zaman dilimi, hepimiz için bir bayram gecesidir. Ortaçağın insanlık üzerine çökmüş kâbusu, içleri karartan bu­lutları, bu gece dağılıp yok olmuş, karanlıklar parça­lanarak, yerlerini bu gece aydınlığa terketmiştir.

Sevgili Peygamberimiz, insanların en cesuru, en doğru sözlüsüdür. En vefalısı, en yumuşak huylusu ve en geçimlisidir. O'nu ilk defa gören heybetinden titrer, birlikte yaşayan gönülden severdi. Zayıfı ko­rur, öksüzü himaye ederdi. Aç olanı doyurur, açığı giydirirdi. İnsan hayatına ve insan haklarına çok de­ğer verirdi. Sağlığını titizlikle korurdu. Sağlığın, in­sanlara Yüce Allah'ın bağışladığı en büyük nimetler­den biri olduğunu söylerdi. Temizdi, temiz olanı yer, temiz olanı giyerdi. Temizliği ve temiz olanları çok severdi. Sözünde dururdu. Yalan söylediğini, va'dini çiğnediğini duyan ve gören olmadı. Üstün başarıları O'nu değiştirmez, üzüntüleri doğru yoldan çevire­mezdi. Bağışlayıcı idi. İşkencenin her çeşidini kendi­sine ve sevgili arkadaşlarına acımasızca reva gören­ler bile, O'nun bağışlamasına erebilmişti. Uhut'da, o unutulmaz günde mübarek yüzünden kanlar akarken dahi, kimseye beddua etmeyi düşünmedi. Bunu yap­masını isteyenleri;

"Lanetçi olarak değil, rahmet için gönderil­dim." diye cevapladı. Ve hemen Yüce Allah'a yöne­lerek saldırganlar hakkında: "Allah'ım kavmimi bağışla, onlar ne yaptıkla­rını bilmiyorlar, onlara hakikati göster." diye dua etti.

Mevlid Kandilleri, Hz. Peygamber'e olan sevgi­mizin pekiştirileceği, bu anlayış ve inançla birbirimi­ze karşı olan kardeşlik duygularının güç kazanacağı geceler ve mevsimlerdir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyorlar.

"Sizden hiç biriniz beni babasından, çocukla­rından ve bütün insanlardan daha çok sevmedik­çe iman etmiş olmaz."

Allah Rasûlü'nün bu uyarısı üzerinde durmak ge­rekir. Bundan, O'nu çok sevmemize ihtiyacı bulun­duğu sonucunu çıkarmak, şüphesiz yanlış olur. Haya­tını incelediğimiz zaman görüyoruz ki, O'nun bu uyarısı, bizim mutluluğumuzun, kendisini çok sev­memize bağlı olduğu gerçeğinden kaynaklanmakta­dır. O, çok sevilecek ki, sevgilerin en yücesine, Allah sevgisine erişilebilsin. O, çok sevilmedikçe örnek ki­şiliğinden yararlanmak mümkün olmayacak, dolayı­sıyla en yüce sevgiye ulaşmak da imkansızlaşacaktır. Nitekim Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde: "Rasûlüm de ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız ba­na uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarını­zı bağışlasın ."buyurmamış mıdır?

Şu halde Allah sevgisine ve hoşnutluğuna giden yol, Allah Rasû­lü'nün sevgisinden geçecektir. Bu sevgi de sözde kal­mayacak, O'nun güzel ahlâkı benimsenecek, bu sev­giye aykırı olan davranışlardan sakınılacaktır. Yalan söylenmeyecek, hile yapılmayacak, kimsenin ırzına, namusuna, malına ve canına göz dikilmeyecektir. İh­tikar ve karaborsacılık yapılmayacaktır. Piyasaya hi­leli mal sürülmeyecektir. Özellikle ihracat yapanları­mız, yabancılara karşı millî itibarımıza gölge düşüre­cek hilelerden ve hatta dikkatsizliklerden sakınacak­lardır. Eksik ölçü ve tartıdan sakınılacaktır. Boğazı­mızdan geçen lokmaların helali ve haramı mutlaka ayıklanacaktır.

İsraftan sakınılacak, milletin malı kullanılırken ona zarar verilmeyecektir. Birbirimizin kusurları araştırılmayacak, dedikodu yapılmayacak, gıybet edilmeyecektir. İftira yoluna hiçbir zaman başvurulmayacaktır. Düşünce ve kanaatlerinden dolayı kimse kınanmayacak, bütün davranışlarımıza İslâm'ın tel­kin ettiği hoşgörü anlayışı hakim olacaktır. Devleti­mize, milletimize, komşularımıza, aile fertlerimize ve kendi kişiliğimize karşı olan görevlerimiz kusur­suz bir şekilde yerine getirilecektir. Yoksulların hak­kı olan zekat ve sadakalarımızı ve kamu hakkı olan vergilerimizi ödeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki, bütün bunlar ve daha niceleri namazımız, orucumuz, haccı-mız gibi Yüce Allah'a ve O'nun Rasûlüne olan sev­gimizin, "Müslümanlık, güzel ahlâktır" prensibi­nin gerekleridir. Seven, sevgisinin gereklerini yerine getirmek zorundadır.

"Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet,

Yâ Rab! Mahşerde bizi bu ikrar ile haşret." diyen şair ne güzel söylemiştir.

Binlerce salat ve selâm, doğuşu ile kandiller gibi gönül dünyamızı aydınlatan sevgili Peygamberimize  olsun, Mevlid Kandiliniz mübarek olsun kıymetli okurlarım.


Yorumlar

» Adalat SVCI - 19.02.2010

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.

» Mustafa SU - 15.02.2010

İslam Aleminin tek önderi Muhammed Mustafa (S.A.S.)indoğum yıldönümü kutlu olsun.Mevlam şefaatine nail eylesin.Amin

» Fatoş - 12.02.2010

Bütün Müslüman din kardeşlerimin Mübarek MEVLİD KANDİLİ şimdiden kutlu olsun.Allah Peygamberimizin (S.A.S.)şefaatine nail eylesin.

Yorum Yaz